sokağın sonuna parkeden gemiler
evim işime koşarak 30 sn mesafede..
ama ben 3 dakika da yürüyorum,
yayaraktan..
sırf sokağın sonundaki o ufacık denizi,
ve biraz da şanslıysam o ufacık deniz parçasına parketmiş bir gemiyi,
biraz daha fazla görebilmek için..
bi kadeh rakının etrafında dans eden rumlar..
işim gereği bir çok rum'u yakından tanıma fırsatım oldu..
hatta bazıları ile dostluğumuz olası selanik yolculuğum (hayalim) için beni vize derdinden kurtarmak için davetiye yazacak kadar ilerledi..
ve farketim ki,
aynı coğrafyanın insanlarıyız aslında..
sınırlar sadece coğrafya öğretmenlerinin zorla aldırttığı atlaslarda..
farklılıklar, dilmiş dinmiş alfabeymiş vs vs sadece ansiklopedi de..
onlarda ouzo bizde rakı..
bizde saz onlarda buzuki..
imam baildi - Ο πασατέμπος

special thanks to my friend animaniaxpro for the translation..
by the way "pasatempos" means pumpkin seed..
imam baildi - Ο pasatempos
i dont care about the things you speak
your fake stories are gone now.
and i understood that i was for you
only pasatempos to eat when you were bored.
every kiss from you now is bitter
and you cant make my pain become sweeter
you come to me, you clever kid
just to make jealous some other guy
so leave now, as you want, to go somewhere else
and leave the talks and the tears behind
and when you become one with the guy you love
dont tell him that you had me like pasatempo..
eski kulağı kesiklerden..

intihar ettiği, ortasından patika bir yol geçen samanlığı resmettiği tablosu da beni çok etkiler. yine söylenen o ki; ressam bu samanlıktaki kargaların seslerinden son derece rahatsız olurmuş. bir gün silahını kaptığı gibi samanlığa girer. kendisini susturmanın uçuşan kargaları susturmaktan daha kolay olacağını düşünüp silahı göğsüne doğrultur. ancak kalbini ıskalar ve ciğerlerini vurur. koca bir geceyi yerde kanlar içinde geçirir. ertesi gün bulunduğunda evine götürülür. kurtarılamaz kurtarılmasına da o ana tanık olanların dediklerine göre dünyanın bütün külfetinden kurtulacağını bildiği için son nefesini mutluluk içinde vermiştir.
dört kitaptan kovulmuş şeytanlar..
aksi takdirde
efendiler kendilerine köle bulmakta zorlanırlardı..
hayatımdaki tek kadın..
resim yapıp, seni düşünüyorum dedi..
içiyosun yine dimi? diye sordu..
seni seviyorum dedim..
odan da dağınıktır şimdi, gelince toplıcam dedi..
hayatım daha dağınık dedim..
annemdi, çok özledim..
yaşasın kötülük..
merhumun filmini izledim geçenlerde..Heath Ledger, gelmiş geçmiş en iyi joker..
gerek oyunculuk, gerek makyaj, gerek montaj..
lafım yok..
Christopher Nolan yorumu yanısıra film afişi dikkatimi çekti..
fakat ilk defa bi batman filmi afişinde batman yok..
baktım, ettim, araştırdım.. (bknz: uğur dündar)
sadece bizim "kötü" şakacı var..
kötü'nün felsefesini yapmak iyiliği savunmaktan daha kolay sanırım..
artık..
anlamıyorum..
tek
kapıcı "atılır mı abi, yazık" dedi..
iki kişilikti,
attım..
bilanço, palyaço ve nuri alço..
yoksa -allah muhafaza- aklına "nuri alço" falan gelen var mı?
aksaray tramvayı ve cemal süreya..

"Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız" diye yazmış şair..
tramvayda laleli bir sınırmış demek ki şaire göre..
kimbilir belki kapalı çarşı'sı, çemberlitaş'ı, sultanahmet'i başka bi yer,
laleli'den sonrası ise dünya imiş şair için..
tramvaydaki yer-yön ibaresi de şairi doğrularcasına ayırmış laleli'den öncesini ve sonrasını..
felsefe'nin kapı-önü sendromu..
"iki satır"ı arıyorum günlerdir,
şuraya yazmak için iki satırı arıyorum her yerde..
sonra beşiktaş'tan kadıköy'e aktarırken kız kulesi açıklarında (ben kız kurusu demeyi tercih ediyorum ya aslında)
sonunda, iki sokak aşağıdaki köhne birahanede, önceki günü daha sonrakine bağlamaya çalışırken buldum sanırım o iki satırı.. belki de aradığım “iki satır”, o “iki satır”ı ararken kaçırdığım detaylardı.. bir şeyi takıyoruz kafamıza, ya da yönleniyoruz bir şeye, o şeye ulaşmak için bizi mutlu edecek bir çok şeyi acımasızca yok sayıyoruz..
ananem vol.1
Rahmetli ananem, (gittiği yerde mutludur umarım) çayı çok severdi..
bi allahın gününü çaysız geçirdiğini annem görmemiş..
Yaz sıcağında (bknz: antalya sıcağı) çay içmek kolay olmadığından ananem çayın demini koyduktan sonra üstüne su yerine buz atardı, üstüne de yarım dilim limon..
rahmetli yıllar önce piyasadaki bi boşluğu iyi yakalamış.. çocukları biraz daha girişimci olsaydı, belki çoğumuz bugün lipton'un "ice tea"si yerine makbule'nin "buzlu çaylarını" içiyor olacaktı.. bu yüzden kahraman bakkallardan süper marketlere kadar heryerde bulunan "ice tea"nin limonlusunu ne zaman görsem aklıma ananem gelir..
muhtemelen o da çok yukarlardan elinde "limonlu buzlu çayıyla" beni seyretmektedir..
*resimdekiler ananem ve teyzem, teyzemin karakalem çalışması
bknz: ayşe mercan - desen çalışmalarım
mutsuz sonlar ve çingeneler..
şatolarda cüceleriyle sonsuza dek mutlu yaşayan ikinci kalite pamuktan prensesler yerine..
ve çingeneler,
heryerde aynılar,
farklı kıtalarda, farklı dillerde, farklı dinlerde..
bizse semte göre değişiyoruz..
bu aralar kendi iç devrimim ile meşgulum..
yaşasın ben..
iki kalas bi heves..
fazla mı düşünüyorum ne?
Imam Baildi – Pasatempo
"imam baildi" eski yunan klasiklerini yeniden düzenleyen dj'li, buzuki'li, klarnet'li bi yunan grubu..
aynı coğrafyanın insanları olduğumuzdan mı, yoksa isimlerinden gelen çekicilikten mi bilmiyorum? çok sevdim yaptıkları müziği..
komşuda pişer bize de düşer..
iki yakamızı biraraya getiren vapurlar..

"Debout Sur le Zinc - Les Mots d'Amour"
şarkı mı güzel, yoksa vapurda dinlemek mi şarkıları güzel yapıyor anlamadım ama ortada bi güzellik var, bundan eminim..
tuzsuz deli bekir..
kendisine tuzsuz denmesinin sebebi "eskilerin yeni doğmuş çocukları mikrop kapmamaları için sofra tuzu ile tuzlamaları" eylemine maruz kalmaması.. diğer bir rivayet de "tuzsuz" yani biraz gelgit akıllı olması..
bir elinde içki şişesi diğer elinde de tabanca ya da kama taşıyan tuzsuz deli bekir, mahallede olayların karmaşıklaştığı anlarda gelip kaba kuvvetle olaylara çözüm bulması ile ünlü.. her zaman herkesle dövüşmeye hazır olan bu adam anası, babası ve başka 999 kişiyi öldürmesi ile övünür.. ayrıca bir insanı kolayca öldürebileceğini söylemesine karşın kimseyi öldürmez, cezalandıracakken hep bağışlar.. kimseye belli etmemeye çalıştığı bir hoşgörüsü vardır.. başka bir rivayete göre de "bekr-i mustafa"nın kardeşidir..
"tuszuz deli bekir"i bu kadar anlatmamın sebebi bu adamı belli noktalarda kendime yakın hissetmem sanırım.. ben küçükken yine biraz "tuzsuz" bi aile dostumuz bana "tuzsuz deli bekir" diye seslenince annem çok kızardı.. ben o zamanlar hiç sorun etmezdim, hala da etmiyorum..
bu dünyayı yaşanabilir kılan "tuzsuz"ların şerefine..
iyi günler diliyorum..
hayal kurmak çamaşır suyu içmek kadar zor*
evet, hayal kurmak çamaşır suyu içmek kadar zor..
*kanat güner - eroin güncesi


