aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

bazen şıkların hepsi doğrudur,
bazen sadece soru yanlıştır..

iyi akşamlar..

aksine rüyalar..

sen bi güzel kadın,
ben bi regina spektor bestesi..


PC 138

güneş batıyor,
gidişine müteakip..

adam gibi özlem'in,
ölçü birimi ne idi
sahiden?

yazbekleyen

 
ben yazı bekliyordum,
aslında kıştı..
sen elimden tutsan, baharı atlasak diyordum,
halbuki sen yoktun..

aklımın çıkmaz sokak sakinleri..

ben aslında sadece aklımdaki hikayeleri birbirine bağlıyordum,
hikayelerimdeki farklı dünyaların çıkmaz sokaklarını..
sonra o sokaklar sahiden birbirlerine çıkar oldu,
kimbilir bir gün,
o sokaklardaki insanlar da birbirine bağlanır..

kaf dağı..

 








rivayetteki gibi sonsuz mutluluk ise ardı, ufku,
sebebi mutlak surette önündekilerin sonsuz mutsuzluğu..

تَعَشُّق


deliler veya veliler yolundan gitmeyeceksen eğer,
ne diye o şaraptan içersin..

yokluk sahaları..


kaçtığı şeyin aslında "kendisi" olduğunu,
en doğu'ya varınca öğreniyor insan..

rölativite..


einstein'ın izafiyet'i ve
benim zafiyetim..

kaf

ve yerden göğe bir dağ düşer..

doğu'nun denize uzak limanları..

on yıla mahkum bir adamın,
demlediği çaydan içmeli insan..

ya da kirli sakallı bir gerilla'nın,
namlusunun ucundan geçmeli..

sahi..


akşam üstleri,
ertesi sabahın rutinine ne kadar uzak,
sana ne yakındır..

sahi,
neredesin?

bahar ne güzel bir mevsimdir, üzülmek için..


bahar ne güzel bir mevsimdir..
can erikleri olur,
ama
sen olmazsın,
yanımda..

ilahi tanrım..

*hüzne eşlik eden şarkı

amor longa, vita brevis..

mevsim kıştan bahara dönüyor,
bense sana..

jeux d'enfants

Tanrı'nın evi var her mahallede,
mahalli halkın kendi evi olmasa da..

ama ben,
neva şalom'da, aya irini'de ya da sultanahmet'te,
mutlu olmanı ve mutlu olmayı diledim
Tanrı'dan,
ayrı hayatlarda..

hoşca kal..

ey dünya'nın sarrafı..

"deniz" her dilde var..
bana "umman"dan bahset mümkünse..

being ted mosby

ben,
ilkbaharda karpuzu,
sonbaharda ise can eriklerini özlerdim sadece..

şimdi bir de sen çıktın..

indirimde ayakkabılar

ben,
elimde,
eski bir masaldan kalma 38 numara topuklu ayakkabı teki..

ve yine aynı ben,
outlet center'larda,
"o" ayakkabı tekinin sahibine kızgın,
fakat,
o elindeki ayakkabı tekini,
bir türlü atamayan,
bir adamım..

düş fırçaları..




sevgililerin birbirlerinin evlerine bıraktıkları diş fırçaları tekil yaşamdan çoğul yaşama geçişte attıkları ilk adım sanırım..

nikah memurlarının belediye başkanlarından aldıkları yetkiye ve sandalyelerine dayanarak başlattıkları ilişkilerden pek verim alındığı söylenemez..

diş fırçanı alıp gelsen?
öylece..

gerekli şeyler..

çok fazla şey değil Tanrım inan ki,
gerçekten..

duvarda bir tablo,
muhtemelen munch
ya da hayır ya, gogh..

duvara paralel küçük bir sehpa,
üzerinde bir pikap,
cibelle bir tom waits şarkısı söylüyor..

yerde yarım şişe yakut
iki kadeh..

ellerimin bitip parmakuçlarımın başladığı yerde
bacaklarını kıvırıp oturan bir kadın..
öylesine bir kadın değil ama..
"o" işte..

sonrası,
sonrası cemal süreya..
"şu hayat fena değildir,
üstü kalsın.."