saki'ler geceleri doldurur tüm kadehleri yatsı vaktinden sonra sevişilmesi tavsiye edilmiştir ademoğluna çıplaklık geceye aittir çünkü geceleri planlanır tüm isyanlar düzenin has adamları ilk uyuyanlardır bu yüzden sanırım uyuyamayanlar muhtemelen hastadır
geceleri dolaşır işciler burjuva sokaklarında orhan veli geceleri yazmıştır şiirlerini, kimbilir bu yüzdendir ya deli ya da sarhoş derler gecenin kıymetini bilene bu yüzden gecelerden bir gecedir benim sana aşık olduğum vakit..
iyiler kötü'den mutlaka geceleri ayrışır gece'yi yaşayanlara korku ile bakarız bu yüzden gece vakti yapılan ibadet daha bi kıymetlidir keza riya yoktur gecede kitaplar gece okunur, gece yazılır
bu yüzden gece olan herşey iyi ya da kötü farketmez gerçektir bu yüzden geceleri düş görürüz..
yayımlanmamış kitapların toplatıldığı bir dönemden geçiyoruz.. bitaraf olanın bertaraf sayıldığı bir dönem, onların fikrine aykırı e-posta gönderenlerin fişlendiği bir dönem.. daha yazılabilecek çok şey var..
aydınlığın karanlıkla imtihan edildiği bir dönem sanırım bu, ama güneşe engel olamazsınız, bunu unutmayın..
"dünle birlikte gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.."
huyum değil başkalarının yazdıklarını yazmak ama konu Rumi olunca istisnalar kaideyi bozmuyor.. elimde Mesnevi ile lise yıllarımı da hatırlıyorum.. Aşktan, kalpten bahseden o adamı zamanla daha iyi anladığımı düşünüyorum.. hamdım, pişiyorum Rumi.. yanıcam, bunu da biliyorum..
ama kararımı değiştirmedim.. beynim yerine kalbimi dinlemeye devam edeceğim, aksi yanlış bence..
bir süre yazmamaya karar verdim.. sözlerini çok sevdiğim "present simple tense" bi şarkı ile ara veriyorum.. iyi geceler..
yann tiersen - monochrome
anyway, i can try anything it's the same circle that leads to nowhere and i'm tired now.
anyway, i've lost my face, my dignity, my look, all of these things are gone and i'm tired now.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
i'm piling up some unread books under my bed and i really think i'll never read again.
no concentration, just a white disorder everywhere around me, you know i'm so tired now.
but don't worry i often go to dinners and parties with some old friends who care for me, take me back home and stay.
mochrome floors, monochrome walls, only abscence near me, nothing but silence around me. monochrome flat, monochrome life, only abscence near me, nothing but silence around me.
sometimes i search an event or something to remember, but i've really got nothing in mind.
sometimes i open the windows and listen people walking in the down streets. there is a life out there.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved. anyway, i can try anything it's the same circle that leads to nowhere and i'm tired now.
anyway, i've lost my face, my dignity, my look, all of these things are gone and i'm tired now.
but don't be scared, i found a good job and i go to work every day on my old bicycle you loved.
mochrome floors, monochrome walls, only abscence near me, nothing but silence around me.
monochrome flat, monochrome life, only abscence near me, nothing but silence around me.
taşındım.. evim işime koşarak 30 sn mesafede.. ama ben 3 dakika da yürüyorum, yayaraktan.. sırf sokağın sonundaki o ufacık denizi, ve biraz da şanslıysam o ufacık deniz parçasına parketmiş bir gemiyi, biraz daha fazla görebilmek için..
çalıştığım ve yaşadığım muhit en kaba tabirle -gayrimüslim-lerin yoğun olarak yaşadığı bir yer.. işim gereği bir çok rum'u yakından tanıma fırsatım oldu.. hatta bazıları ile dostluğumuz olası selanik yolculuğum (hayalim) için beni vize derdinden kurtarmak için davetiye yazacak kadar ilerledi..
ve farketim ki, aynı coğrafyanın insanlarıyız aslında.. sınırlar sadece coğrafya öğretmenlerinin zorla aldırttığı atlaslarda.. farklılıklar, dilmiş dinmiş alfabeymiş vs vs sadece ansiklopedi de..
onlarda ouzo bizde rakı.. bizde saz onlarda buzuki..
special thanks to my friend animaniaxpro for the translation.. by the way "pasatempos" means pumpkin seed..
imam baildi - Ο pasatempos
i dont care about the things you speak your fake stories are gone now. and i understood that i was for you only pasatempos to eat when you were bored.
every kiss from you now is bitter and you cant make my pain become sweeter you come to me, you clever kid just to make jealous some other guy
so leave now, as you want, to go somewhere else and leave the talks and the tears behind and when you become one with the guy you love dont tell him that you had me like pasatempo..
intihar ettiği, ortasından patika bir yol geçen samanlığı resmettiği tablosu da beni çok etkiler. yine söylenen o ki; ressam bu samanlıktaki kargaların seslerinden son derece rahatsız olurmuş. bir gün silahını kaptığı gibi samanlığa girer. kendisini susturmanın uçuşan kargaları susturmaktan daha kolay olacağını düşünüp silahı göğsüne doğrultur. ancak kalbini ıskalar ve ciğerlerini vurur. koca bir geceyi yerde kanlar içinde geçirir. ertesi gün bulunduğunda evine götürülür. kurtarılamaz kurtarılmasına da o ana tanık olanların dediklerine göre dünyanın bütün külfetinden kurtulacağını bildiği için son nefesini mutluluk içinde vermiştir.
ne yapıyosun dedim? resim yapıp, seni düşünüyorum dedi.. içiyosun yine dimi? diye sordu.. seni seviyorum dedim.. odan da dağınıktır şimdi, gelince toplıcam dedi.. hayatım daha dağınık dedim..
merhumun filmini izledim geçenlerde.. Heath Ledger, gelmiş geçmiş en iyi joker.. gerek oyunculuk, gerek makyaj, gerek montaj.. lafım yok..
Christopher Nolan yorumu yanısıra film afişi dikkatimi çekti.. fakat ilk defa bi batman filmi afişinde batman yok.. baktım, ettim, araştırdım.. (bknz: uğur dündar) sadece bizim "kötü" şakacı var..
kötü'nün felsefesini yapmak iyiliği savunmaktan daha kolay sanırım.. artık..
tv'de tarık akan filmi var mı diye baktım, yoktu.. sen de yoktun..
caretta caretta
yolumu kaybedince, içgüdüsel olarak, denize doğru yürüyorum..
sen majör, ben minör..
yalnızlık lükstür..
de sterrennacht
van gogh'un resmettiği, tımarhanedeki odasından gördüğü bi manzaradır. astronomlar uzun çalışmalar sonucu 25 mayıs 1889, saat 04:40'teki gökyüzünü gösterdiğini tespit etmişler.. bana çetin altan'ın kaldığı cezaevini betimlediği bi cümlesini hatırlatır hep. "İşkence odasının penceresinden vapurlar küçücük görünüyor"..
aşk resmigeçidi
... Gelelim sonuncuya. Hiçbirine bağlanmadım Ona bağlandığım kadar. Sade kadın değil, insan. Ne kibarlık budalası, Ne malda mülkte gözü var. Hür olsak der, Eşit olsak der. İnsanları sevmesini bilir Yaşamayı sevdiği kadar.
orhan veli
tanrı yönetmendir..
o kadar insan, her hayat başka bi senaryo.. her göz bi kamera.. boğaz, vapurlar falan komple film seti.. o kuru kalabalık, aslında figüran onlar.. öyle işte.. ben öyle görüyorum yada.. iyi geceler..