doğu'nun denize uzak limanları..
on yıla mahkum bir adamın,
demlediği çaydan içmeli insan..
ya da kirli sakallı bir gerilla'nın,
namlusunun ucundan geçmeli..
demlediği çaydan içmeli insan..
ya da kirli sakallı bir gerilla'nın,
namlusunun ucundan geçmeli..
bahar ne güzel bir mevsimdir, üzülmek için..
bahar ne güzel bir mevsimdir..
can erikleri olur,
ama
sen olmazsın,
yanımda..
ilahi tanrım..
*hüzne eşlik eden şarkı
jeux d'enfants
Tanrı'nın evi var her mahallede,
mahalli halkın kendi evi olmasa da..
ama ben,
neva şalom'da, aya irini'de ya da sultanahmet'te,
mutlu olmanı ve mutlu olmayı diledim
Tanrı'dan,
ayrı hayatlarda..
hoşca kal..
mahalli halkın kendi evi olmasa da..
ama ben,
neva şalom'da, aya irini'de ya da sultanahmet'te,
mutlu olmanı ve mutlu olmayı diledim
Tanrı'dan,
ayrı hayatlarda..
hoşca kal..
being ted mosby
ben,
ilkbaharda karpuzu,
sonbaharda ise can eriklerini özlerdim sadece..
şimdi bir de sen çıktın..
ilkbaharda karpuzu,
sonbaharda ise can eriklerini özlerdim sadece..
şimdi bir de sen çıktın..
indirimde ayakkabılar
ben,
elimde,
eski bir masaldan kalma 38 numara topuklu ayakkabı teki..
ve yine aynı ben,
outlet center'larda,
"o" ayakkabı tekinin sahibine kızgın,
fakat,
o elindeki ayakkabı tekini,
bir türlü atamayan,
bir adamım..
elimde,
eski bir masaldan kalma 38 numara topuklu ayakkabı teki..
ve yine aynı ben,
outlet center'larda,
"o" ayakkabı tekinin sahibine kızgın,
fakat,
o elindeki ayakkabı tekini,
bir türlü atamayan,
bir adamım..
düş fırçaları..
sevgililerin birbirlerinin evlerine bıraktıkları diş fırçaları tekil yaşamdan çoğul yaşama geçişte attıkları ilk adım sanırım..
nikah memurlarının belediye başkanlarından aldıkları yetkiye ve sandalyelerine dayanarak başlattıkları ilişkilerden pek verim alındığı söylenemez..
diş fırçanı alıp gelsen?
öylece..
gerekli şeyler..
çok fazla şey değil Tanrım inan ki,
gerçekten..
duvarda bir tablo,
muhtemelen munch
ya da hayır ya, gogh..
duvara paralel küçük bir sehpa,
üzerinde bir pikap,
cibelle bir tom waits şarkısı söylüyor..
yerde yarım şişe yakut
iki kadeh..
ellerimin bitip parmakuçlarımın başladığı yerde
bacaklarını kıvırıp oturan bir kadın..
öylesine bir kadın değil ama..
"o" işte..
sonrası,
sonrası cemal süreya..
"şu hayat fena değildir,
üstü kalsın.."
gerçekten..
duvarda bir tablo,
muhtemelen munch
ya da hayır ya, gogh..
duvara paralel küçük bir sehpa,
üzerinde bir pikap,
cibelle bir tom waits şarkısı söylüyor..
yerde yarım şişe yakut
iki kadeh..
ellerimin bitip parmakuçlarımın başladığı yerde
bacaklarını kıvırıp oturan bir kadın..
öylesine bir kadın değil ama..
"o" işte..
sonrası,
sonrası cemal süreya..
"şu hayat fena değildir,
üstü kalsın.."
eksik şeyler
bazen hiçkimse gelmiyor,
hiçbişey,
hatta uyku bile..
sanırım böyle zamanlarda ihtiyaç duyuyor insan,
beşiktaş'tan kalkıp çok çok uzaklara giden vapurlara,
dönmemecesine..
böyle zamanlarda arzu duyuyor insan galata kulesi'nin bekçisi olmaya,
biri beklemeli keza aşıküreten bir yapısı var,
ben anlamam, mimarlar incelesin işte..
böyle zamanlarda rakı içmek istiyor insan orhan veli ile,
ya da cemal süreya ile bikaç kadeh kırmızı şarap,
muhtemelen gece onikiden sonra..
çingene çadırı gibi oldu aklıma geleni yazıyorum buraya,
sürrealizm diyorlar, hayalperestlik diyorlar, ipsiz sapsız işi diyorlar,
manik depresiflikten diyen var, kafayı yedi diyen var, yalnızlıktan diyen var..
bense "sensizlik" demeyi tercih ediyorum..
sonrası sanırım "sessizlik"
güzel geceler..
yazıya eşlik eden şarkı
hiçbişey,
hatta uyku bile..
sanırım böyle zamanlarda ihtiyaç duyuyor insan,
beşiktaş'tan kalkıp çok çok uzaklara giden vapurlara,
dönmemecesine..
böyle zamanlarda arzu duyuyor insan galata kulesi'nin bekçisi olmaya,
biri beklemeli keza aşıküreten bir yapısı var,
ben anlamam, mimarlar incelesin işte..
böyle zamanlarda rakı içmek istiyor insan orhan veli ile,
ya da cemal süreya ile bikaç kadeh kırmızı şarap,
muhtemelen gece onikiden sonra..
çingene çadırı gibi oldu aklıma geleni yazıyorum buraya,
sürrealizm diyorlar, hayalperestlik diyorlar, ipsiz sapsız işi diyorlar,
manik depresiflikten diyen var, kafayı yedi diyen var, yalnızlıktan diyen var..
bense "sensizlik" demeyi tercih ediyorum..
sonrası sanırım "sessizlik"
güzel geceler..
yazıya eşlik eden şarkı
sui caedere..
"silahı kalbine doğrulttuğunun farkında mısın" dedi yaşlı adam,
"artık bu, ne bileyim pek tercih edilmiyor da"
"evet" dedim..
"bana en az acı verecek yer orası"
"artık bu, ne bileyim pek tercih edilmiyor da"
"evet" dedim..
"bana en az acı verecek yer orası"
bozkır
bir bozkır yolunun ortasında,
gideceği yere varmadan stop edip, farını söndüren bir araba varsa eğer,
içinde -biri aşk acısından mütevellit- ekseriye iki erkek oturmaktadır..
çoğunlukla bira, nadiren şarap içilir bu tür "stop"larda..
artan alkole bağlı,
biri unutamadığı o kadına bişeyler yazar,
diğeri önündeki bozkırı,
"yarım ay"ın ve "biraz şarap"ın etkisi ile,
bir umman'a benzetir..
serabi vol. I
gündüz güneşinde çobanların sürü otlattığı şu ova,
geceleyin yarım ay ve biraz kırmızı şarap eşliğinde,
akdeniz oluveriyor birden..
garip..
geceleyin yarım ay ve biraz kırmızı şarap eşliğinde,
akdeniz oluveriyor birden..
garip..
la minor ile başlayan devrimler..
tutkulu devrimler tutkulu şarkılarla başlar,
bu yüzdendir ki,
tutku ile söylenen her şarkı bir molotof kokteylidir,
totalitarizme karşı atılan her molotof kokteyli ise bir şarkıdır aslında..
bu yüzdendir ki,
tutku ile söylenen her şarkı bir molotof kokteylidir,
totalitarizme karşı atılan her molotof kokteyli ise bir şarkıdır aslında..
mürekkeb-i şahane..
şarabı mürekkep yapıp,
parşömenlere yazıyorum,
elifbe'de sekize tekabül eden seni..
akabinde kelamın üzerine şarap dökülüyor,
en kırmızısından..
ve böyle böyle anlıyorum..
sen hiç olmamışsın ki,
benimle,
yanımda..
parşömenlere yazıyorum,
elifbe'de sekize tekabül eden seni..
akabinde kelamın üzerine şarap dökülüyor,
en kırmızısından..
ve böyle böyle anlıyorum..
sen hiç olmamışsın ki,
benimle,
yanımda..
truth well told..
hayatta bişey yap,
onu da adam gibi yap der,
babam..
bense bunca sene;
gitar çaldım kendimce nota bilmeksizin,
kimsenin bilmediği şarkılarım oldu laylaylom makamından..
kısacık filmler çekmeye çalıştım dostlarımla..
Şair olmayı, şiir olmayı denedim,
her 3 kişiden 5'inin kendini şair zannettiğini unutarak..
fransa'ya yerleşmek istedim..
atomu parçalamak..
saptamalar yapmak..
öncesinde astronot olmak..
bir çizgi filmde başrol oynamak..
devrim yapmak..
hatta ileri gidip kahraman olmak istedim..
ama olmadı..
fakat farkettim ki,
sana gerçekten iyi bir eş olucam,
müstakbel karıcım..
bunu hissediyorum..
seni daha tanımasam da..
onu da adam gibi yap der,
babam..
bense bunca sene;
gitar çaldım kendimce nota bilmeksizin,
kimsenin bilmediği şarkılarım oldu laylaylom makamından..
kısacık filmler çekmeye çalıştım dostlarımla..
Şair olmayı, şiir olmayı denedim,
her 3 kişiden 5'inin kendini şair zannettiğini unutarak..
fransa'ya yerleşmek istedim..
atomu parçalamak..
saptamalar yapmak..
öncesinde astronot olmak..
bir çizgi filmde başrol oynamak..
devrim yapmak..
hatta ileri gidip kahraman olmak istedim..
ama olmadı..
fakat farkettim ki,
sana gerçekten iyi bir eş olucam,
müstakbel karıcım..
bunu hissediyorum..
seni daha tanımasam da..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




