ben çekip gittikten sonra da bu şehirde, birileri yine yürüyecek aylak aylak moda’dan rıhtıma doğru, yine nefes nefese kalacak insanlar galata yokuşlarında, ve yine martılar tutacak yoklamasını akşam vapurlarının, bendense sadece bu satırlar kalacak hatırlatan, seni ayrı bir sevdiğimi, günbatımlarında bu şehrin..
ben aslında sadece aklımdaki hikayeleri birbirine bağlıyordum,
hikayelerimdeki farklı dünyaların çıkmaz sokaklarını..
sonra o sokaklar sahiden birbirlerine çıkar oldu,
kimbilir bir gün,
o sokaklardaki insanlar da birbirine bağlanır..
tv'de tarık akan filmi var mı diye baktım, yoktu.. sen de yoktun..
caretta caretta
yolumu kaybedince, içgüdüsel olarak, denize doğru yürüyorum..
sen majör, ben minör..
yalnızlık lükstür..
de sterrennacht
van gogh'un resmettiği, tımarhanedeki odasından gördüğü bi manzaradır. astronomlar uzun çalışmalar sonucu 25 mayıs 1889, saat 04:40'teki gökyüzünü gösterdiğini tespit etmişler.. bana çetin altan'ın kaldığı cezaevini betimlediği bi cümlesini hatırlatır hep. "İşkence odasının penceresinden vapurlar küçücük görünüyor"..
aşk resmigeçidi
... Gelelim sonuncuya. Hiçbirine bağlanmadım Ona bağlandığım kadar. Sade kadın değil, insan. Ne kibarlık budalası, Ne malda mülkte gözü var. Hür olsak der, Eşit olsak der. İnsanları sevmesini bilir Yaşamayı sevdiği kadar.
orhan veli
tanrı yönetmendir..
o kadar insan, her hayat başka bi senaryo.. her göz bi kamera.. boğaz, vapurlar falan komple film seti.. o kuru kalabalık, aslında figüran onlar.. öyle işte.. ben öyle görüyorum yada.. iyi geceler..